Bu kez de size gerçek bir yaşam öyküsü sunuyorum. Gökhan Kavaz’ı bir eğitimimde tanıdım. Kendisi vardiyalı çalışan bir ilk amir. Altı yıllık bir öyküsü var. Yaşadıklarını paylaşmasını istedim. Onunla olan mesajlaşmamız şöyle gelişti:
Adım, Gökhan KAVAZ 01-01-1973 doğumluyum. 32 yaşıma geldiğimde resimde de görebileceğiniz gibi 105-106 kg gelen, tabiri caizse oturduğunda göbeğinde bira bardağı duran bir adamdım. O sıralarda yüksek tansiyon problemim vardı hatta doktor ömür boyu kullanmam için tansiyon ilacı bile yazmaya başlamıştı. Düşünün eğilip ne çorap ne de ayakkabı giyebiliyordum. Sonra bu spora başladım ve 5 sene gibi kısa bir sürede resimde gördüğünüz hale geldim. Şu an hayatımdan oldukça memnunum, tansiyon problemim de kalmadı.
Çok değişik çevreler edindim sosyal hayatım komple değişti. Ha bu sporun eksi yanları yok değil, mesela yatma saatine ve beslenmene çok dikkat etmen gerekiyor. Ayrıca yarışma zamanı yemek olayını komple unutuyorsun. Mesela yarışmaya 6 ay kala diyete başlıyorum; sadece günde 500 gr pirinç lapası ve haşlama tavuk göğsü yiyorum o da 500 gr. Tatlı tuzlu ve börek yemek hayal. Size bir anımı anlatayım; 2008 Nisanında Antalya’daki yarışmaya katıldım. Podyumdan indikten sonra bayılmışım. Kendime geldiğimde arkadaşlarımın biri bana çukulata yediriyor, diğeri de su içirmeye çalışıyordu. Son zamanlarda diyeti öyle abartıyoruz ki yarışma günü su bile içmiyoruz. Artık gerisini siz düşünün şu an 2010 Nisanındaki yarışmaya hazırlanıyorum. 5 ay yağsız -tuzsuz-şekersiz bir hayat ne kadar cazip bilmiyorum ama ne olursa olsun önceki halimi hiç aramıyor ve de özlemiyorum.
Bu ilk mesajından sonra Gökhan Bey’e aşağıdaki soruları sordum, o da cevapladı:
1. Bu spora başlama kararınızı ilk nasıl aldınız, neden bu sporu seçtiniz de başka birine yönelmediniz?
Bu spora sağlık ve kilo sorunlarımdan dolayı başladım. Düşünün kilodan dolayı ne ayakkabımı bağlayabiliyordum ne de çoraplarımı giyebiliyordum. Nefes almam bile bozulmuştu. Üstüne üstlük yüksek tansiyon da cabası: Küçük 13, büyük 16-17 arası geziyordu. Birkaç defa hastanelik dahi oldum. Şu an küçük 7-8-9 büyük 11-12-13 arası.
2. İlk başlangıçta bunu alışkanlık haline getirebilmek için hangi sıkıntılardan geçtiniz?
Şöyle; ilk başlarda baya zorlandım. En başta yemeden kesmem gerekiyordu. Beni en çok bu zorladı. Ama zamanla alıştım, şimdi abur cubur yersem kendime ihanet etmiş gibi hissediyorum. Ayrıca başlarda idmanlardan sonra çalıştığım bölgeler bayağı ağrıyor idi ama gülü seven dikenine katlanır misali dayandım. En çok ağrıma giden de yarışma zamanı arkadaşlarla pikniğe gittiğimiz zamanlar (fabrikadan arkadaşlar) ki çok sık piknik yaparız, onlar sucuk köfte ve hatta kokoreç yerken ben sadece tavuk göğsü yiyorum bu beni bayağı bir zorluyor :)
3. İlk günlerdeki performanslar nasıldı? Hangi kas için kaç kilo ile başlamıştınız?
İlk günler performansım bayağı düşüktü. Hafif ağırlıklarla çok tekrar yapıyordum. Çünkü ağır çalışmayı bünye hemen kaldırmıyor. Size bir anımı anlatayım; spora 2 arkadaş beraber başladık ilk idmanda öyle bir çalışmışız ki arkadaşım soyunma dolaplarına gittiğinde bayıldı. Sonra malum, bir daha gelmedi. Bu bana ders oldu, vücudumu yavaş yavaş ağırlık çalışma olayına adapte ettim. Kilo olayı adale gurubuna göre değişiyor pazı için başlarda 10 kg ile başladım şuan 60 kg ile çalışıyorum. Bacak için başlarda 60kg ile çökme yapıyordum, bir ara bu ağırlık 200 kg ye kadar çıktı, şu an diyetteyim 130 kg civarı çalışıyorum. Göğüs için başlarda 40 kg ile çalışıyordum bu da yarışma harici dönemde 150kg ye kadar çıkıyor. Omuz için sadece boş barı kaldırırken şimdi 100 kg civarı kaldırıyorum. En güzeli sırt idmanı, yerden 180 kg kesiyorum death lift hareketinde başta 40 ile 50 kg idi.
4. Çevreden ilk tepkiler nasıldı? Destek var mıydı? “Gereksiz, yapamazsın mı vardı?” Aile, eş, arkadaşlar nasıl karşıladı? Şimdi nasıllar?
Bu spora başladığımda eşim destekliyordu. Çünkü kilolu ve hantaldım. Sağlığımın bozuk olması da cabası. Sonra zaman ilerledikçe ve işin farklı yüzü ortaya çıkınca ilk tepki eşimden. Geldi hani sadece kilo vermek için yapıyordun bırak bu sporu insanlıktan çıktın, gibi bir sürü itirazları oldu. Hatta ya ben ya body diye bana tehdit de savurdu ben de kulak ardı ettim :) Şu an alıştı, ne halin varsa gör, diyor. Arkadaşlarım benimle gurur duyuyor çoğunun bilgisayarında yarışma resimlerim vardır. Öncelikle benim çalışma azmime hayranlar ve elde ettiğim başarıyı her zaman hatırlatırlar.
5. Hangi salonda çalışıyorsunuz? Nasıl bir salon, mükemmel araç gereç mi var, yoksa her salonda bulunabilir mi? Sizin başarılarınızın o salon ve üyeleri üzerinde ne etkileri oldu?
Salonum mahallemde basit bir body salonu. Öyle şaşaalı değil. Ama bodyci için şaşaadan çok ağırlık lazım. Bize de yetiyor ama araç gereç bakımından bayağı yoksun.
Size gönderdiğim yarışma resmim salonda asılı. İnsanlar kayıt yaptırırken resmimi görüp soruyorlar bu burada mı, diye. Tabii salonun reklamı da olmuyor değil, beni gören diğer üyeler tabiri caizse gaza geliyor. Ben onlarda bir hırs etkisi yaratıyorum ama salonda bayağı bir saygınlığım var bunu da söyleyeyim.
6. “Sosyal hayatım değişti” derken ne kast ediyorsunuz? Nasıl bir çevre oldu?
Şöyle söyleyeyim; birincisi Türkiye’nin ve dünyanın dört bir tarafından bodyci arkadaşlarım oldu. Onlarla yazışıyorum ve hatta 2-3 ayda bir, bir araya geliyoruz. Ayrıca size bahsetmiştim, amatör olarak tiyatro ile de ilgileniyorum. Şu ana kadar 10 oyunda rol aldım. Bunlardan bazıları; “Kaç Baba Kaç” “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” ve şu an üzerinde çalıştığımız “Zoraki Doktor.” Yani sanatla da ilgileniyorum. Ona da body ile aynı anda başladım. O yüzden sosyal çevrem çok genişledi. Hayata bakış açım değişti, monotonluktan çıktım.
7. Bu sporla ilgili hangi okumaları yaptınız?
Abartısız 3 ya da 4 kitap okudum bu sporla ilgili ayrıca internet üzerinden de takip ediyorum.
8. İleriki hedef ne? Hayaliniz ne?
Hedefim önümdeki Nisan ayında yarışmaya katılmak ve geçen seferki gibi bir başarı elde etmek. Çünkü bir şeyleri başarınca, çıtayı biraz daha yükseltmek gerekiyor. Bakalım bu sefer ne yapacağım. Geçen sene 75 kg de 3 olmuştum. Bu sene ne yapacağım bayağı merak konusu. Hem ben kendim hem çevrem, herkes benden büyük bir başarı bekliyor. Ama size şunu söyleyeyim pahalı bir spor. Bu beslenme çok önemli kendime bir sponsor bulamadım. Bulsa idim kesin konuşurdum, şu dereceyi yaparım, diye ama maalesef kendi kısıtlı bütçemle ne yapabilirsem. Bana sponsor bulabilirseniz hayır demem, seneye daha iyi hazırlanırım :)
Bireysel olarak kendini geliştiremeyenlerin, çevrelerine çok yardımcı olamayacaklarını düşünürüm. Bu anlamda Gökhan Bey’in yaptıkları çok önemli. Bir sorunun üzerine eğiliyor ve çözüyor. Gökhan Bey ve daha önce yayımladığım Murat Bey gibiler bize örnek olmalılar. Kendi sorunlarımızı çözebilmeliyiz ki, memleketin sorunlarını çözebilecek moralimiz olsun…
Nurdoğan Arkış (02.02.2010) |