liderlik yöneticilik iletişim
nurdoğan arkış 05.09.2010
15:28
E-posta listesine katıl
Eskiden Sokak Aralarında Bakkal Dükkanları Vardı...

“Eskiden sokak aralarında bakkal dükkanları vardı. Bugün hayatın gerçeği alışveriş merkezleri. Türkiye değişiyor, gerçekler ortada”.

Yukarıdaki sözler Sayın Başbakanımızın adı 212 Power Outlet olan yeni bir alışveriş merkezini açarken 31 Ocak 2010 tarihinde yaptığı konuşmadan alınmıştır.

Benim gözlemlerim bakkalların halen çokça olduğunu gösteriyor. Sadece Van’dan, Kayseri’den, Diyarbakır’dan, Urfa’dan, Artvin’den, Samsun’dan, Antakya’dan, İzmit’ten söz etmiyorum. İstanbul’da da İzmir’de de Ankara’da da bakkallar var. Dilerim ki Başbakan’ın ağzı sürçmüştür. Yoksa artık hiç bakkal olan sokaklardan geçmediğini düşünmem gerekiyor ki bu bana pek de inandırıcı gelmiyor.

Bakkal dükkanı ile bir AVM (Alış Veriş Merkezi) kıyaslandığında ortaya ilginç durumlar çıkar. Bir kere çoğunlukla bakkal dükkanlarının adı, yabancı değildir. Türkçedir. Bildiğimiz, herkesin anladığı Türkçedir. Osmanlı’nın son padişahı olarak görülen birinin, adı Türkçe olmayan bir yeri açması pek garip gözükmeyebilir. Ama toplum bilim açısından baktığımızda ortada çok vahim bir durum vardır: Bir ülkenin başbakanı, o ülkenin iş adamları tarafından yapılmış ama adı yabancı bir yeri açmaktadır. Yabancı dil kullanmak, Türkçe’nin içine yabancı dilde kelimeler sokuşturmak öylesine yerleşti ki bir sosyolog olarak çok ciddi bir tehlikenin bizi beklediğini bir kez daha vurgulamam gerekiyor: Dil, kültürün en önemli unsurudur. Kültürü en çok dil yansıtır. Bunu yok etmek, kültürü yok etmek anlamına gelir. O nedenle sorumluluk sahibi ve aklı başında herkesin yabancı kelimeler karşısında bir farkındalığı olmalıdır. İkincisi, bildiğim kadarı ile Türkçe olmayan harflerin, başlıklarda, yazımda ve isimlerde kullanılması kanunen yasaktır. “w” harfi olan bir iş yerini Başbakan’ımız nasıl olup da açmıştır acaba?

Peki, bir bakkalın adı ne olur genellikle? Ali’nin yeri, Şen Bakkal, Güven Bakkaliyesi gibi olur genellikle bu isimler. Bu ne anlama gelir? Bakkal, bize uzak değildir, yakın durur. Ona gitmek, ulaşmak, onunla temas kurmak kolaydır. Ama AVM öyle değildir. Ona arabayla gidersiniz bir kere. Öyle Şen, Güven gibi adlar orada olmaz. Orada telaffuz etmekte zorlanacağınız adlar vardır.

Peki mesela AVM’deki bir mağazaya (bakın onların adları mağazadır, dükkan değil) çocuğunuz ya da siz gidip, “Ali abi, babam ay sonunda ödeyecek, iki kilo pirinç versene” diyebilir mi? Bakkal, deftere yazar, AVM’deki yazar mı? Ya da bizim arka sokaktaki Kemal Usta’nın bakkalında olduğu gibi, oturup bir bardak çay içebilir misiniz? Sahibi, üst kat komşusu ile iki el tavla oynar mı?

Evet, Türkiye değişiyor, gerçek ortada. Ama kesinlikle olumsuz yönde değişiyor. Artık birbirimize daha çok yabancılaşıyoruz. Sokaklarımızdaki insan dokuları gidiyor.

Yerine para ve para odaklı bir anlayış geliyor. İnsanın yerini para alıyor. Başbakanımız da bunu alkışlıyor. Ne kadar üzücü, ne kadar acı…

Ya, hep aklımda soracağım, unutmadan onu da sorayım; son on yılda ülkede kaç fabrika açıldı? Kaç AVM açıldı? Fabrikası olmayan bir ülkenin AVM’lerinde sizce hangi mallar satılır? Burada “verdiğimiz” paraları kimler “alır” ve ülkelerinde götürür? Bu nasıl bir alış – veriştir? Bakkaldaki gibi mi? Artık gerçeğimiz bu mu?

Nurdoğan Arkış (02.02.2010)

Ayın Konusu

“ERİŞEBİLECEĞİMİZ HEDEFLER KOYMAK” DÜŞÜNCESİ

Barselona’daki 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Nevin Yanıt 110 metre engelli koşusunda birinci oldu ve altın madalya aldı.

konunun devamı
konu arşivi
anket sorusu
anket_arsivi
künye