liderlik yöneticilik iletişim
nurdoğan arkış 05.09.2010
15:46
E-posta listesine katıl
Şimdi Bu Vesileyle Biz Birbirimizi Kapsamış Mı Oluyoruz Orhan Baba?

Son günlerde Vodafon reklamlarında Orhan Gencebay da rol alıyor.

Lise ve üniversite yıllarımda son derece keskin bir biçimde uzak durduğum, ancak yıllar sonra kaliteli olanlarının ayırdına vardığım bir müzik türünün temsilcisidir benim için Orhan Gencebay. Bazı parçalarını dinlemek gerçekten güzel bir müzik yolculuğu oluyor.

Benim Orhan Gencebay’daki asıl ilgimi çeken nokta, onun ve diğer “arabeskçi”lerin, o yıllarda TRT’de asla çalınmamasına, televizyonun tek kanallı olmasına rağmen, halk tarafından bu kadar benimsenmesinin nasıl mümkün olduğu, sorusunun cevabını araştırmaktı. Görebildiğim kadarı ile halkın anlayacağı türden mesajları doğrudan verebilmek, halka tepeden bakmayıp onlardan biri olmak, duygularını ifade etmekten çekinen bir kültürün en acılı duygularını seslendiriyor olmak, sulu bir acı çekmek yerine, vakur bir acı çekmenin temsilciliğini yapmak ve galiba en önemlisi de samimi olmak… Sanırım bunlar arabeskin ve en başta Orhan Gencebay’ın yasaklara rağmen baş tacı olmasının temel belirleyicileri idi.

O arabeskçilerin içinde Orhan Gencebay’ın çizdiği bir portre vardı; o gündelik olayların içinde doğrudan yer almazdı. Bizden ama her şeyini de ortaya koymayan biriydi. Özel hayatını çok açmayan, ama en içimizden olan duyguları müziğine koyabilen biriydi. Her ota maydanoz olmazdı. Adeta bir klasikti, pop değildi; günlük akımlardan etkilenmez kendi bildiğini yapardı. Bir karizması, bir ulaşılmazlığı, bir dokunulmazlığı vardı…

İlk önce popstar denilen garabetin içinde jüri üyesi olunca, açıkçası kızmıştım ona. Hem de Bülent Ersoy gibi birinin yanında yer alınca, kendi kendime “eyvah, onu da kendilerine benzettiler” demiştim. Bir iki programı bu gözle izledim. Yoo, o gene Orhan Gencebay’dı, programın alabildiğine körüklediği düzeysizlikten belirgin bir biçimde uzak durabiliyordu. Sonrasını izlemedim, doğrusu Orhan Baba için katlanılacak işkence değildi…

Son olarak Vodafon reklamlarıyla ekranlarımızda ve sokaklardaki afişlerde karşımıza çıkıyor. Şunu iddia ediyor; “bu vesileyle şimdi biz birbirimizi kapsamış oluyor”muşuz. Hele son reklam filminde gönül dostlarına şöyle sesleniyor; “kapsama demek benim için, her yerde internete girmek demek, ister bilgisayarla ister telefonla…” Kapsama ve internet… Gönül dostları ve telefon… Orhan Gencebay’ın en temel sözlerinden biri olan “gönül dostları” bir reklam uğruna bu hale mi gelecekti? Moda, bayağılık, para, her türlü kavrama reklam uğruna saldırganlık, hiçbir değeri satış ve pazarlamadan önemli ve önde görmeme… tüm bunlar Orhan Babayı da mı kapsayacaktı? Orhan Baba, bunları fark edemeyecek biri mi? Sahi şimdi gerçekten Orhan Baba da kapsanmış mı oluyor? O ve yediden yetmişe gönül dostları böyle mi buluşacaktı? Öyle olsa, işte benim numaram şu, bol bol arayın da birbirimizi kapsayalım, demez miydi, Orhan Baba?

Reklamların önemli bir bölümü en çok değerlerimize saldırıyorlar. Değerli olanların içini değiştiriyorlar. Bunu bazen özgürlüğün, bazen başarının, bazen arkadaşlığın bazen de gönül dostlarının içini boşaltarak yapıyorlar. Maddiyat, para odaklılık ve anlamsız bir başarı algısı, değerlerimizin yerine geçiyor. Ülkenin kendi alanlarındaki önde gelenleri bunların farkına varıp, o değerleri ve ilkeleri korumakla da yükümlüler. Gönül dostları için bunu yapmak daha değerli olurdu.

Nurdoğan Arkış (14.02.2010)

Ayın Konusu

“ERİŞEBİLECEĞİMİZ HEDEFLER KOYMAK” DÜŞÜNCESİ

Barselona’daki 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Nevin Yanıt 110 metre engelli koşusunda birinci oldu ve altın madalya aldı.

konunun devamı
konu arşivi
anket sorusu
anket_arsivi
künye