liderlik yöneticilik iletişim
nurdoğan arkış 05.09.2010
15:18
E-posta listesine katıl
Futbol da Ahlakla İlgilidir

Dünya Kupası maçlarındaki en ilginç olaylardan biri İngiltere ve Almanya arasında oynanan maçta gerçekleşti. Maç 2-1 Almanların lehine devam ederken, İngiltere’nin net golü hakem tarafından sayılmadı. Bu olaya ilişkin gol anı yazımın içindeki fotoğrafta yer alıyor.

Hakemler golü görmediler ve maç 2-1 devam etti. İngiliz oyuncular kısa süre itiraz ettiler, hatta stattaki ekranlardan hakemin izlemesini istediler, ama hakem kararını vermişti; ona göre top çizgiyi geçmemişti. Bu yazının asıl konusu olmamasına rağmen, çok kısaca, İngilizlerin, hakemlere son derece seviyeli bir düzeyde ve hiç de aşırılık içermeyen itirazlar ile yetindiklerini gözlemek, bizim ülkemizin futbolcularını düşününce çok mutluluk verici idi: Bariz bir yanlışlıkta bile, futbolcular –elenme durumunda bile- hakeme ve kararlarına saygı ile yaklaşıyorlardı. Üstelik maç sonrası, yöneticiler de konuya neredeyse hiç değinmiyorlardı. Üstelik İngiliz basını da benzer bir tavır almıştı. Açıkçası bu durumun, bizim ülkemiz ile genel anlamda Batı kültürü arasındaki temel farklardan biri olduğunu görmemizde yarar var, diye düşünüyorum.

Bu yazının konusu saygı ile ilgili değil, daha başka bir nokta ile, ahlakla ilgili. Fotoğrafa dikkatlice bakın, Alman kaleci Neuer’in topun çizgiyi geçtiğini gördüğünü belirleyen çok net bir fotoğraf... Zaten maç sırasındaki tekrarlarda da kalecinin topun çizgiyi geçip gol olduğunu gördüğünü, çok açık biçimde anlayabiliyordunuz.

Benim sorum şu: Neden, kaleci hakeme gidip, “rakibimizin şutu gol oldu, top çizgiyi geçti” dememiştir? Çeşitli cevaplar verilebilir, ama her biri mutlaka ahlakla ilgili bir yan içerecektir.

Evet, hakemler görevlerini yeterince doğru biçimde yapmamışlardır. Her görev yapılırken bu türden hatalar, aksaklıklar, atlamalar olabilir. Ama bunu gören ve bundan çıkar sağlayan taraflardan biri bu gerçeği karar vericiden gizlerse ne olur? Herkesin, her olaya bu tür yaklaşması nasıl bir sonuç doğurur? Ortaya nasıl ilişkiler ve nasıl bir toplum çıkar?

Önce şunu düşünelim, bizim Türk Milli Takımı’nın başına bu gelseydi, rakip kalecinin doğruyu söylemesini ister miydik? Sonra da şunu düşünelim, olay bizim takımımızın kalesinde geçseydi, kalecimizin hakeme doğruyu söylemesini ister miydik? Eğer ilkine evet, ikincisine hayır dersek, ortada bir ahlak sorunu var, demektir.

Şimdi önemli bir nokta daha var: Yabancı basını (Alman ve İngiliz basını) takip ettiğimde bu soruların sorulmadığını da fark ettim. O zaman şunu da sormalıyız, neden kalecinin bu sorumluluğu gündeme gelmemektedir, neden basın, özellikle Alman yetkililer bunu bir konu olarak önemsemektedirler?

Futbol da her insani etkinlik gibi ahlakla ilgilidir. Ahlakın olmadığı yerde, kuru bir saygı olabilir, ama güven duygusunda büyük bir zedelenme söz konusudur. Hepimizin üzerine düşen temel insani görevlerden biri de ahlakı yaşatmak olmalıdır, bizim takımımız ya da kendimiz maddi bir zarara uğrayacak olsa bile…

Nurdoğan Arkış (05.07.2010)

Ayın Konusu

“ERİŞEBİLECEĞİMİZ HEDEFLER KOYMAK” DÜŞÜNCESİ

Barselona’daki 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Nevin Yanıt 110 metre engelli koşusunda birinci oldu ve altın madalya aldı.

konunun devamı
konu arşivi
anket sorusu
anket_arsivi
künye